İhvan Tesettür Giyim

Kadın, Evinde Başı Açık ve Dekolte Kıyafetli Olarak Gezebilir mi?

By | 9 Temmuz 2014

IMG_5159 copyKadının evinde oturup mahrem olmayan kimse (yani zinetlerini göstremiyeceği, nikahlanabileceği erkekler) bulunmazsa başını açmasın­da mahzur yoktur. Çünkü kadın yabancı olmayan kimselerin huzu­runda (Nûr sûresi: 30, 31′de zikredilen mahremi olanların yanında) zi­netlerini açabilirler. Yabancıların bulunmadığı evde kadının geniş ve her tarafını örten elbise giyme zorunluluğu yoktur. Başı, kolu, bacağı açık dolaşabilir. Hele kocası istiyorsa, çarşıda pazarda görülecek en etkileyici açıklık, makyaj ve elbise ile bulunabilir.

Gözleri ve ilgiyi sokaktan evine çekmek ve böylece haramdan ko­runmak isteyen bazıları için bunun bir ibadet olduğu da söylenebilir. Rasulüllah Efendimizin: “Sizden birinize bir kadın cazip gelecek olursa derhal evine ve kendi hanımına gitsin, aynı şey onda da mevcuttur” buyurmalarında buna işaret vardır sanıyorum.

Özellikle günümüzdeki müslüman kadının, başka erkekler için süsle­nip sokaklara çıkan, başkalarının kadınlarından daha çok süsü ve cazibe­yi kendi kocası için becermesi gerekir. Bu elbette gözü harama takılıp kalma ve dışardakileri “elin tavuğu kaz…” fetvasınca ideal görme eksikli­ği ve proplemi olan erkekler için böyledir. Yoksa kadının evinin içinde dahi, ânî bir durum sözkonusu olması halinde utanmayacağı bir kıyafetle bulunması, çıplak denecek ölçülerle dolaşıp hem melekleri utandırma­ması, hem de böylece “vuslat” ile sonuçlanacak cinsel ilgiyi köreltmeme­si elbette daha iyidir. “Allah utanılmaya daha layıktır.”

Bunun ötesinde (göbekle dizkapağını aşacak şekilde) açık dolaşmak ise kadın için de erkek için de günahtır. Bu, insanın beraberindeki me­lekleri rahatsız eder. Allah Rasulü Efendimiz (s.a.v.) “Çıplak oturmak­tan sakının. Çünkü tuvalet ve cinsel ilişki ânı hariç, insanla sü­rekli bulunan melekler vardır. Onlara karşı da hayâlı olun ve onlara ikramda bulunun” buyurmuştur.

Rasulüllah’da (s.a.v.): “Sizden biriniz, mahzurlu olana düşerim endişesiyle bazı mahzursuz olan şeyleri de terketmedikçe ger­çek takvâya eremez” buyurmuştur.Buna göre, özellikle de günümüzün gayri İslâmî şehir ve apartman hayatını da düşünürsek, evinin içinde her an karşı pencereden görünen mutfağa, balkona hattâ ince tüllerin kenarlarına kadar gitme durumunda olan, her an çalabilen kapı ziline kim olduğunu bilmeden kapıyı aralama durumunda olan bir kadın, evinin içinde de titizlik gösterir ve ruhsat (fet­va) olsa dahi bu saydığımız yerlerini, dışarısı kadar olmazsa bile, belli öl­çüde kapatırsa ona da kimse itiraz edemez.

Hattâ bunu bu niyetle yapmışsa, vermiş olduğumuz hadis gereği tak- vâ yolunu seçmiş olur. Bunun için, bu kadar da olur mu efendim, diyen bilmeden konuşmuş olur. Abdullah b. Abbas’ın anlattığına göre, “Ümmü Seleme Validemiz daha faziletli olsun diye evinin içinde dahi cilbabını çı­karmazmış…”