Monthly Archives: Haziran 2014

Hamilelik Döneminde Çocuk Terbiyesi

Hamilelik döneminde çocuk terbiyesi; Allah Teala (cc)’nın emri, Resûlullah (sHamilelik döneminde çocuk terbiyesiav)’in sünneti üzere güzel bir evlilik yapan eşler, böylece çocuk terbiyesinde ilk aşamayı gerçekleştirmiş olurlar.

Çocuğun eğitimi ve terbiyesinde hamilelik devresinin büyük rolü vardır. Kadın bu dönem içinde yediklerine, içtiklerine daha çok dikkat etmelidir. Çün­kü haram veya helâl olarak yediklerinin tamamından çocuk da faydalanmakta­dır. Küçücük hataların gelecekte çocuğa yansıyabileceğini unutmamak gerekir. Hamilelik döneminde çocuk terbiyesiyle ilgili ilginç bir hikâye anlatılır.

İstanbul’un Vefa semtine adını veren, döneminin manevî şahsiyetlerinden Şeyh Vefa Hazretlerinin bir oğlu vardı. Bu çocuk, evlere hayvan sırtında su taşı­yan sakaların kırbalarını (su tulumu) delerdi. Fatih Sultan Mehmet döneminin şeyhlerinden olan Vefa Hazretlerinin çocuğu bu kötü hareketini uzun zaman devam ettirdiği halde, sucular şeyhin hatırına çocuğa bir şey demedikleri gibi, gelip durumu şeyhe de anlatmaya cesaret edemezler.

Bir zaman sonra sakalardan biri artık dayanamayıp durumu çocuğun baba­sına anlatmaya karar verdi. Şeyhin huzuruna gelerek: “Ya Şeyh! Ne zamandan be­ri sizin çocuk bizim kırbalarımızı elindeki iğneyle delmekte ve akan suları ağzı­nı dayayıp içmektedir. Biz bu zamana kadar bir şey söylemedik ama, artık daya­nılmaz oldu, siz bir tenbihte bulunsanız da çocuk bu halinden vazgeçse” dedi.

Oğlunun böylesine bir iş yaptığını öğrenen Şeyh Vefa Hazretleri, çok üzül­dü. Ne kadar kırbası delinen saka varsa çağırıp zararlarını ödedi ve gönüllerini alarak “bir daha olmaz inşaallah, suç çocukta değil, mutlaka bizdedir. Ya anası bir hata işledi yahut bende bir kabahat var” diyerek sakaları gönderdi. Sonra ha­nımını çağırıp durumu anlattı: “Hanım, kabahat ya sende ya da bende… İyi dü­şün, çocuğa hamileyken veya emzikliyken haram bir şey yedin mi?” diye sordu. Şeyhin hanımı gayrimeşru hiçbir şey yemediğini, yalnız, çocuğa hamileyken komşusunun bahçesindeki nardan canının çektiğini ve iğneyle delerek bir dam­la emdiğini söyleyince Şeyh sevinerek: “Elhamdülillah, hastalık teşhis edildi” de­di. Sonra da hanımına, komşusundan helâllik dilemesini ve ne isterse vermesini söyledi. Kadın gitti ve evin hanımını buldu, durumu anlatıp hakkını helâl etme­sini rica etti. Narın sahibi: “Helâl olsun komşu, bir damla nar suyunun ne kıy­meti olur, keşke koparıp yeseydin” diyerek hakkını helâl etti.

Bunun ardından şeyh oğlunu çağırıp tenbih etme ihtiyacı bile duymadı. Ha­kikaten ondan sonra çocuk, değil elindeki iğneyle sakaların kırbasını delmek, onlara dönüp bakmıyordu bile. Sakalar “keşke durumu daha önce şeyhe anlat- saydık, şeyh oğlunu terbiye etmiş” diyorlardı.

Bu hikâyede de olduğu gibi,Hamilelik döneminde çocuk terbiyesi için her kadının yedik­lerine ve içtiklerine dikkat etmesi gerekir. Çocuğun gelişiminde bunların etkisi vardır.

Hamilelikte Sigara İçmenin Zararları Nelerdir ?

Hamilelikte sigara içmenin zararları nelerdirSigara içmek genel olarak insan vücudu için çok zaralıdır. Fakat bazı durum ve hallede bu durum daha fazla zararlı olmakta yada içen kişiden başkalarınıda etkilemektedir. Bayanların hamile oldukları dönemlerde böyle dönemlerden biridir.hamileyken sigara içen anne adayları hamilelikte sigara içmenin zararları nelerdir diye araştırıp bu konu hakkında bilinçlenmeleri gerekmektedir.

Hamilelikte sigara içmenin zararları nelerdir konusunda yapılan bir araştırma şöyledir ?

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Alpars­lan Özyazıcı, hamile kadınların sigara içmelerinin karınlarındaki çocuklara ver­diği zarar konusunda yaptığı açıklamada, çocukların sakat doğmasında belli öl­çüde annelerin de rolü olduğunu belirtti. Doğumdan önceki 4 haftalık devrede, anne ve bebeğin birbirinin ayrılmaz iki parçası olduğunu kaydeden Doç. Dr. Al­parslan Özyazıcı “İşte bu safhada annenin kullandığı ilaç, sigara, alkol, röntgen ışınlarına maruz kalması gibi faktörler doğmamış bebeğe zarar vermektedir. Özellikle sigaranın doğmamış çocuğa zararı büyüktür” dedi.

Son 30 yılda yapılan yüzlerce araştırmanın, sigara içen annelerin bebekleri­nin, sigara içmeyen annelere oranla 200-250 gr. daha eksik doğduğunu göster­diğini ifade eden Doç. Dr. Özyazıcı şunları söyledi: “Sigara içilmesi ile doğuştan ileri gelen bebek kusurları arasındaki ilişkiyi araştıran bazı geniş çalışmalar siga­ra içmenin doğuştan gelen kusurları artırdığını göstermiştir. Bebeğin özürlü doğ­ma riski, günde 10’dan fazla sigara içenlerde % 10 iken, günde 30’dan fazla si­gara içenlerde % 90’dır.

Sigara büyüklerde yaptığı tahribatın çok daha fazlasını henüz organları ye­ni yeni gelişmekte olan bebeklerde yapmaktadır. “

Hamilelikte sigara içmenin zararları nelerdir özetle bu şekildedir.

Eski Hindistan’da Kadın Olmak

Eski Hindistan’da KadınEski Hint hukukuna göre kadın; evlenme, miras ve diğer muamelelerde hiç­bir hakka sahip değildi. Kadın, murdar temayüllere, zayıf bir karaktere ve kötü bir ahlâka sahip olduğundan onu, çocukluğunda babasına, gençliğinde kocası­na, kocasının vefatından sonra da oğluna veya kocasının akrabalarından bir er­keğe bağlı olmaya mecbur kılınmıştır.

Kadın, Hintlilerin kutsal kitapları olan Vedalarda kasırgadan, ölümden, ze­hirden ve yılandan daha kötü ve tehlikeli bir mahlûk olarak tasvir edilir.

Budizm’in kurucusu Buda’nın, önceleri kadını dinine kabul etmediği rivâyet edilir. Budanın yakın dostu ve amcazadesi Anenda kendisine kadınlar hakkında sorduğunda aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:

—    Onlara hiç bakmayın!

—    Fakat bakmaya mecbur olursak?

—    Onlarla konuşmayın!

—    Konuşmaya mecbur kalırsak?

—    O takdirde onlardan son derece sakının!

Anenda, kadınları himaye ederdi. Onun ısrarıyla Buda, bir süre tereddütten sonra kadınları dinine kabul etmiş; fakat bunun, Budist toplumu için çok tehli­keli olduğunu söylemişti. Bir defasında Anenda’ya «Kadını dine kabul etmesey­dik Budizm saf bir şekilde uzun asırlar devam ederdi. Fakat artık kadın aramıza girdikten sonra bu dinin uzun yaşayabileceğini sanmıyorum» demişti.

Kocası öldüğü zaman kadın, diri diri toprağa gömülmüş gibi olur, hayatı boyunca evlenemezdi. Ağıza alınmayacak kötü sözlere ve hakaretlere maruz ka­lırdı. Ölen kocasının evinde köle olarak kalır, oraya hizmet ederdi. Bazen de ko­casının ölümünden duyduğu üzüntü sebebiyle, hayatın ızdıraplarmdan ve dün­yanın cefasından kurtulmak için kendisini yakardı.

Hintlilerde kadın, tanrıların hoşnut edilmesi için veya yağmur yağması ve­ya rızık gelmesi için kurban edilirdi.

Hint toplumunda kadın köle seviyesinde idi. Erkek bazen karısını kumar masasında kaybeder, bazen de kadının birkaç erkeği olurdu.

Afyon Lokumu Tarifi

Afyon lokumu tarifinin

İftar sofralarının olmazsa olmazlarından biride tatlılardır. Yaz sıcaklarına uygun hem hafif hemde kolay yapılabilecek Afyon lokumu tarifini paylaşmak istedik sizlerle.

Afyon lokumu tarifinin malzemeleri

  • 4su bardağı süt
  • 9 çorba kaşığı şeker
  • 6 çorba kaşığı un
  • 1paket vanilya
  • 1paket kremşanti
  • 1bardak süt
  • 1subardağı ceviz
  • 1/3 margarin
  • 1bardak hındıstan cevizi
Afyon lokumu tarifinin yapılışı
  • Malzemelerden süt,şeker,un,vanilya karıştırılıp ağır ateşte kaynayıncaya pişirilir.
  • muhallebi kıvamına gelen karışımın içine margarini koyup altı kapatılır.
  • soğumaya alınır.
  • geniş fırın tepsısının tabanına bolca hindistan ceviziserpilir.
  • üzerine ılıyan muhallebi dökülür.
  • ince tabaka halınde yayılır.
  • ıyıce soguyunca 1bardak sütle çırptığımız kremşantiyide muhallebı üzerine sürülür.
  • ezdiğimiz bır bardak cevizi heryerine serpilir.
  • bu sekılde tepsıyı buzdolabında 2saat kadar bekletilir.
  • daha sonra bir parmak enliliğinde serıt seklınde kesılıp rulo yapılır.
  • isteninlen buyukluk ve kalınlıkta arzuya gore servis yapılır.

 

Kıymalı Yaprak Sarması Tarifi

Kıymalı Yaprak SarmasıKıymalı Yaprak Sarması Tarifi Malzemeleri

  • 300 gr. taze asma yaprağı
  • 400 gr. orta yağlı kıyma
  • 2 orta boy soğan
  • 2 orta boy domates 1 çay bardağı pirinç
  • 3 kaşık yağ ( marga­rin veya tereyağı)
  • Yarım kaşık salça
  • Küçük bir demet maydanoz
  • Yeterince tuz ve ka­rabiber.

Kıymalı Yaprak Sarması Tarifi Yapılışı

  1. Ortalarındaki sapları kesilmiş taze yapraklar kaynamak­ta olan suya atılır. Beş dakika kadar haşlanır. Sudan çı­karılır, birbirlerinden ayrılır.
  2. Kıyma, çentilmiş soğan, rendelenmiş domates, ayıklan­mış yıkanmış pirinç, kıyılmış maydanoz, yeterince tuz, karabiber, bir fincan su katılır, hepsi iyice karıştırılır.
  3. Bir tencereye yağ ve salça koyulur. Ateşte salça öldürülür.
  4. Yapraklar büyükse ikiye bölünür, orta ise öylece kullanı­lır. Bir yaprak sol ele alınır, avuç içerisine konur, sağ el­le kıymadan cevizden küçük bir parça yaprağın üzerine uzunlamasına koyulur. Yaprağın üstü ve yanları kıvrılır. İki elin parmak uçlarıyle sarılır. Sarılan sarmalar yağ ve salçayı kavurduğumuz tencereye istif edilir. Sıra dolun­ca üzerine yeni sıralar istifiyle sarmalar tamamlanır.
  5. Üzerine basacak şekilde su ilâvesiyle hafif ateşte pişirilir.
  6. Kıymalı Yaprak Sarması Tarifi hazırdır Sarmalar tabaklara alınır. Arzu edilirse üzerine yoğurt dökülür. Afiyet olsun.

Yağların Vücudumuz İçin Önemi Nedir ?

Yağların vücudumuz için önemi nedir

Yağların vücudumuz için önemi nedir ?

Yağlar besinlerimiz arasında çok önemli bir yer tutar. Çünkü insan, yaşaması, büyümesi, gelişmesi için gereken kuvveti başlıca üç çeşit besinden elde eder. Bunlar Protein (Et, balık gibi azotlu maddeler), Karbonhidrat (Şekerli, ni­şastalı maddeler) ve Yağlar.

Yağların vücudumuz için önemi nedir ?

Yetişkin bir insanın günlük ortalama 3.000 kaloriye ihti­yacı vardır. Bu genel olarak 100 gram protein, 50 gram yağ, 500 gram karbonhidratla karşılanır. Yağlar, karbon­hidratlardan 2.25 kat daha çok kalori verir, daha doyuru­cudur, uzun süre tok tutar. 1 gram yağ 9,3 kalori, 1 gr. kar­bonhidrat 4,1 kalori, 1 gr. protein 4,1 kalori verir.

Yağların vücudumuz için önemi nedir, kaç çeşit yağ vardır ?

Yağlar başlıca ikiye ayrılır: Hayvansal Yağlar, Bitkisel Yağlar.

Tencere Temizliğinde Püf Noktalar Nelerdir ?

Tencere temizliğinde püf noktalar nelerdir

Tencere temizliğinde püf noktalar nelerdir?

Tencereler mutfakta bayanların en çok kullandıkları eşyalardan biridir. Tencerelerin hem içinin hemde yüzeyinin temiz ve parlak olması hem görüntü açısından hem de hijyen açısından çok önemlidir. Peki bayanların bu kadar önemsediği tencere temizliğinde püf noktalar nelerdir ?

Bu konuda size yardımcı olacak bazı püf noktaları şöyle sıralayabiliriz;

_ Dış yüzeylerin temizliğinde temizleme tozu ve çelik fır­ça kullanmayın,

_ Tencere ve tavalarınızdaki (yüzeysel) renklenmeleri de­terjanla yıkayarak, limonla veya sirkeyle ovarak, domatesli, sütlü yiyecekler pişirerek giderin.

_ Temizlikte her türlü bulaşık sabunu kullanabilirsiniz.

_ Pişirme aracınızı yıkama sonrası kurulayarak parlaklığını sürekli kılın.

Tencere temizliğinde püf noktalar nelerdir

Çocuğa Söz Nasıl Dinletilir ?

çocuğa söz nasıl dinletilirÇocuğa söz nasıl dinletilir ? Günümüzde anne babaların çocuklarıyla ilgili yaşadıkları en büyük problemlerden biridir çocuklarına sözlerini dinlenmek ve geçirmek. Çocuk yetiştirirken hangi problemle karşılaşılırsa karşılaşılsın ebebeynler önce hatayı kendilerinde aramalıdırlar.

Çocuğa söz nasıl dinletilir sorununa cevap olucak tarzda Hz. Ömerden bir kıssa şöyledir;

Bir adam, Hz Ömer (r.a.)’ya gelerek, oğlunun serkeşliğinden, ana-babasına karşı geldiğinden şikâyette bulundu. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.) onun oğlunun huzuruna getirip ana-babasına karşı gelmesi ve onla­rın haklarını unutması hususunda dikkatini çekti. Oğlan şu cevabı verdi.

“Ya Emiral-Mü’minin, çocuğun ana-babası üzerinde hakları yokmudur?”

Ömer (r.a.) “Evet vardır,” diye cevap verdi.

Oğlan, “onlar nelerdir?” diye sorunca, Ömer (r.a.) şöyle cevap verdi:

1-     “Evlenirken anasını araştırıp seçmesi,

2-     Çocuğu doğunca ona güzel bir isim koyması (müslüman ismi)

3-     Allah ‘ın Kitabını ona öğretmesi bu haklardandır.”

Oğlan bunları dinledikten sonra dedi ki: “Ya Emiral-Mü’minin. Doğ­rusu babam bunlardan hiç birini yerine getirmemiştir. Anama gelince, zenci bir kadındır ve aynı zamanda mecûsidir. Benim ismimi Cuâl yani “kara böcek” koymuş ve Allah’ın kitabını da bana öğretmemiştir, bir harf olsun belletmeyi akletmemiştir. Şimdi benden ne saygı ve terbiye bekliyor.

Bu sözler üzerine Hz. Ömer (r.a.) o adama dönerek dedi ki:

“Be adam! Bana gelip oğlunun serkeşliğinden, ana-babasına âsi oldu­ğundan şikayet ediyorsun; oysa ondan önce sen ona âsi olmuş, hakları­nı çiğnemişsin, o sana kötülük etmeden sen ona kötülükte bulunmuş­sun. ”

İşte Hz. Ömer (r.a.); çocuğa söz nasıl dinletilir diye çaresizlik içinde çözüm arayan günümüzdeki cahil ana-babalar gibi, çocuğu­nun dünyası için her türlü imkanını hazırlayıp da maneviyatını, imânını, ahlâkını ve ahiretini unutan ve çocuğunun da asi ve ahlâksız yetişmesine seyirci kalan anne ve babaya asıl sorumluluklarını ve vazifelerini hatırlat­mış ve çocuğu haklı bulmuştur.

Allah’ın Razı Olduğu Kadınlar

Allah'ın razı olduğu kadınlar

Allah’ın razı olduğu kadınların özellikleri nasıldır?

Allah’ın razı olduğu kadınların olması gereken özellikleri gerek ayetlerle gerekse hadislerle bizlere açıkça bildirilmiştir.

Herhangi bir kadın ki, kocası ondan razı, memnun olduğu halde ölürse, Allah (c.c.)’ da o kadından razıdır. Ve Cennete girmeğe hak ka­zanmıştır.

Bir kadın, beş vakit namazını kılar, orucunu tutar, (tesettüre uyarak) ırzını korur ve kocasına (Allah’ın emirlerine aykırı olmıyan konularda) itaat ederse, (Allah’ın emirlerine aykırı olan konularda ne kocaya ne de ana-babaya itaat edilemez) ona: “Dilediğin Cennet kapısından gir” deni­lir.

Kocasına itaat eden kadına havadaki kuşlar, sudaki balıklar, gökdeki melekler, güneş ve ay günahının bağışlanması için Allah’a yalvarırlar. Kocası ondan razı olduğu müddetçe o kadına istiğfar ederler.

Hz. Peygamber (s.a.v.): “Eğer bir peygamber olarak birinin di­ğerine secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.”(186).

Herhangi bir kadın kocasına karşı katı yüzlülükte bulunursa, kocası­nın rızâsını alıp onu güldürünceye kadar Allah’ın gazâbındadır.

Herhangi bir kadın ki, kocasına kızarak evini terkedip, haksız yere boşanmak isterse -boşanma davası açarsa- Cennet o kadına haramdır.

Bir kadın kocasını darılttığında, özür dileyerek yanına varıp, ellerini tutarak, yüzüne bakıp kendilerini affettirmezse, tuttuğu oruç ve kıldığı namazları yüce Allah kabul etmez…

Böyle Allah’ın razı olduğu kadınları da ancak İslâm ahlâkı yetiştirir.

İzmir Köfte Tarifi

İzmir Köfte Tarifiİzmir Köfte Tarifinin Malzemeleri

  • Yarım kilo kıyma
  • 1 büyük soğan
  • 2 dilim bayat ekmek
  • 1 yumurta
  • Yeterince tuz, karabiber
  • 2 kaşık yağ
  • 2 büyük domates
  • Yarım kaşık salça
  • 2 bardak su
  • 1 küçük demet kıyılmış maydanoz.

 

 

İzmir Köfte Tarifinin Yapılışı

  • Yarım kilo kıyma, rendelenmiş soğan, ıslatılıp su­yu sıkılmış iki dilim ekmek içi, yeterince tuz, kara­biber, kıyılmış maydanoz ve bir yumurta kırılıp güzelce yoğrulur.
  • Bu kıymadan ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp ıslatılmış iki el arasında parmak şeklinde köfteler yapılıp bir tarafa bırakılır.
  • Bir tava içerisinde yağ kızdırılır. Bu kızdırılmış yağ­da yalnız üzerlerinin renkleri dönecek kadar köf­teler sallanarak çok hafif ateşte tutulur. Yağlarıy­la birlikte bir tencereye alınır.
  • Hafif ateşte önce yağda salça öldürülür, sonra ka­bukları soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış ve küçük parçalara bölünmüş domatesler katılır.Domates- ler de iyice öldürülür. Bu erimiş yağlı domates su­yu, olduğu gibi köftelerin üzerine gezdirilir. Hep­sinin üzerine iki bardak su dökülür, orta hararet­teki ateşte beş dakika kadar pişirilir.

İzmir Köfte Tarifiniz servise hazırdır, Afiyet olsun…