Monthly Archives: Mayıs 2014

Fırında Kağıt Kebabı Tarifi

fırında kağıt kebabı tarifi

Fırında Kağıt Kebabı Tarifi İçin Gerekli Malzemeler

  • 500 gram koyun eti
  • 1 adet kuru soğan
  • 4 adet taze soğan
  • 1 kaşık yağ
  • Beşer tel dereotu, maydanoz
  • Kâfi miktarda tuz, karabiber
  • 2 adet yağlı kâğıt

Fırında Kağıt Kebabı Tarifi Hazırlanışı

  1. Kemiksiz yerinden, -but veya kol üstünden- alı­nan et kuşbaşı olarak doğranır.
  1. Çentilmiş kuru soğan, birer santim uzunluğun­da kesilmiş taze soğan, kıyılmış maydanoz, de­reotu, karabiber, tuz ile et güzelce karıştırılır, yarım saat kadar bekletilir.
  2. Yağlı kâğıtların ikisi birbiri üzerine konur, bir ka­şık yağla yağlanır.
  3. Bekletilen etli malzemeler yağlı kâğıdın ortasına dökülür. Kâğıdın önce bir tarafı sonra ikinci ta­rafı etlerin üzerine kapatılır, açık kalan kenarla­rı burulur ve altına kıvrılır. Bir tepsiye konur.
  4. Üstleri biraz su ile ıslatılır, tepsiye de yarım kaşık yağ konur, orta hararetteki fırında pişirilir.

Fırında Kağıt Kebabı Tarifindeki  yukarıdaki malzeme üçe bölünerek de yapılabilir. Bir de tek yağlı kâğıda sarılıp sonra ikinci yağlı kâğıda sar­mak suretiyle de olur, içine giren malzemelere haşlanmış bezelye de konabilir.

Namaz Kılmayan Kadın Boşanır Mı ?

Namaz Kılmayan kadın boşanır mıKoca namaz kılmayan karısına ceza verebilir mi, yoksa namaz Kılmayan kadın boşanır mı ?Fıkıhçılarımızdan Timurtaşî kocanın; süslenmeyi ve cünuplükten yıkanmayı terkeden, evden izinsiz ayrılan, yatağına çağırdığında gel­meyen karısına azar (ta’zir) cezası verebileceğini, ancak namazı terke­den karısına bu cezayı veremeyeceğini, çünkü namazın cezasının, di­ğerlerinin aksine, kadının kendine yönelik olduğunu söylerler. Ancak “Kenz” ve “Mülteka” gibi kitaplarımızda kadının namazı terketmesin- den dolayı da kocanın onu tazir hakkı olduğu kaydedilir. Şelebî de bunu izah ederken: “çünkü cünuplükten ve hayızdan yıkanmamak da namazı terketmek gibidir” der.[1] Halebî ve şerhlerinde ise, namaz kılmayan kadın boşanır mı sorusuna  boşanabileceği söylenir.[2] Ancak konuya açıklık getirilmez. Haskafî de erkeğin, namazı terk eden karısını dövebileceğini söyler.[3] Ancak hemen arkasından da kocanın facir karısını boşama zorunluluğu olmadığını zikreder.[4] İbn Abidîn ise, kadının facir ol­masını, zina ve benzeri şeyleri yapması diye açıklar ve ancak Allah’ın hududuna riayet edemeyeceklerinden korkarlarsa o takdirde boşamalıdır” der.

Bütün bunlardan sonra Namaz Kılmayan kadın boşanır mı konusunu şöylece özetleyebiliriz:

Kadının namaz kılmaması, namazın gereğine inanmamaktan ileri geliyorsa, onun eğitim ve öğretime ihtiyacı var demektir. Koca, sabırla ve en güzel davranış biçimi ile ona önce imanı, sonra namazın gereğini ve dinin ana direği olduğunu öğretmeli ve onu önce buna inandırmalıdır. İnandığı halde ihmalkarlık ederek kılmıyorsa, önce mükafatlandırma ve hediye alma gibi güzel yolları denemeli sonra yemeğini yememe, yatağına yatmama, ölçüyü kaçırmadan sözle azar­lama gibi cezalara başvurmalıdır. Bunlardan en elverişli olan yolu bıkmadan, usanmadan, ısrarla sürdürmelidir. Böyle bir kararlılık döneminden sonra aklı tam ve vicdanı bütün bir kadının namaz kılmayacağı düşünülemez. Ama bu konuda önce erkek kendine düşeni yapmazsa herhalde kadından da bir şey istemeye hakkı olmayacaktır.

Her şeye rağmen kadın namazını, ihmalinden ötürü kılmıyorsa günümüz şartlarında kocanın onu boşaması gerektiğini söylememi­ze imkân yoktur. Çünkü bu konuda her hangi bir nas bulunmamak­tadır. Boşanılacağını söyleyenler, bunu zamana göre söylemiş olma­lıdırlar. Çünkü böyle bir konuda İslam toplumu ile, günümüz gibi gayr-i İslâmî bir toplum arasında fark olacaktır. Hele çoluk-çocuğu varsa, boşaması hiç söylenemez. Çünkü bunun doğuracağı yıkım, diğerinden daha büyük olacaktır. Ancak her yolun sabırla denen­mesine rağmen inanamadığı değil de, inanmadığı için kılmıyor ve bunda kararlı olduğunu söylüyorsa, çocukları da yoksa kılmayacağı­na kanaat getirmesi halinde, kocanın onu boşayabilir. (Allah’u alem) İnanamadığı için kılmıyorsa, kocada da hata vardır, inandırmaya ça­lışmalı ve bunun etkili yollarını bulmalıdır.

[1] Takrîratur-Rafiî 11/48 [2] İbn Abidîn V/274 [3] agk [4] agk.

Kadınlar Misvak Kullanabilir Mi ?

kadınlar misvak kullanabilir miKadınlar misvak kullanabilir mi sorusu kadının diş etleri zayıf olacağı ve misvaktan zarar göreceği ge­rekçesiyle misvağın kadın için sünnet olmadığı,[1] bunun yerine onun sakız çiğnemesinin uygun olacağı[2] vs. söylentilerinden çıkmıştır.

Kadınlar misvak kullanabilir mi sorusunun kesin cevabı şöyledir ; misvağı emreden ve öven hadîsler mutlaktır (kadın-erkek ayrımı yapmaz). Misvaktan hasıl olan faydalar, kadın için de, hatta fazlasıyla aranır. Dişlerin zayıf olması, misvak kullanmamalarını gerektirmez. Olsa olsa itina ile ve yumuşak misvak kullanmalarını gerektirir.[3] Aişe validemiz: “Efendimiz misvaklanır ve yıkamam için misvağını bana verirdi. Ben de, kendim misvaklanır, sonra da yıkar ona verirdim”[4] diye nakletmiştir ki, bu, hem kadınların misvak kullanabileceğine, hem de karı-kocanın birbirlerinin misvaklarını kullanabilecekleri­ne bir delildir.[5]

Bu hadistenden anlayabileceğimiz gibi kadınlar misvak kullanabilir mi sorumuzun cevaı evet kadınlarda misvak kullanabilirlerdir.

Misvağın bugün tıbben de sabit o kadar çok faydası vardır ki, kadını bunlardan mahrum etmenin sağlam hiçbir gerekçe­si yoktur. Ama bütün bunlara rağmen bilmemiz gerekir ki, misvak kullanmaktan maksat ağzı temizlemektir. Allah Rasulü, özellikle şu ağaçtan fırça yapın dememiş, ağzınızı çok iyi temizleyin buyurmuş­tur. O zaman en iyi fırça sivak ağacından yapılan misvâk idi. Bu gün çok güzel fırçalar bu işi daha iyi yapabilir. Ama buna rağmen birisi özellikle o ağaçtan yapılan fırçayı da Rasulüllah’ın bir hatırası olarak kullanırsa ayrıca sevap almış olur.

[1] Hattab es-Sübkî, el-Menhel 1/189

[2] Şurunbilalî, Merakı’l-felah (Tahtavî ile beraber) 54; Aynı yerde Tahtavî, kadınların sakızla emredilmediklerine dikkat çeker.

[3] es-Sübkî, agk.

[4] Ebu Davûd, taharet 28

[5] es-Sübkî, age. 1/182

Oje İle Abdest Alınır Mı?

oje ile abdest alınır mıOje ile abdest alınır mı? Hem güzelliğine, bakımına düşkün hem de dini vazifelerini yerine getirmek isteyen bayanların sıkça tereddüt yaşadıkları bir sorundur Oje ile abdest alınır mı?

Bilindiği gibi abdestin sahih olabilmesi için suyun, abdest aza­larının dış kısmına, yani deriye ve tırnağa temas etmesi gerekir. Bu temasa mani olan şey abdeste de manidir. Kına yakıldığında ise, elde kalan şey sadece renktir, suyun temasına engel bir kalınlık (hacimli madde) yoktur. Oje ise, tırnağı balık pulu gibi kapatmakta ve suyun temasına engel olmaktadır. Öyleyse abdeste de engeldir.[1] Nitekim balık pulunun abdeste engel olduğu fıkıh kitaplarımızda açıkça zik­redilmektedir.Sonuç olarak Oje ile abdest alınır mı sorumuzun kesin ve net cevabı Oje ile abdest alınınmazdır.

[1] Bkz. Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslam 45

Tırnak Kesme Adabı

tırnak kesme adabı

Tırnak kesme adabı nasıldır ? El ve ayak tırnakları beraberce kesilebilir mi? Bunun için belirli bir gün var mıdır?

Kesilebilir. Tırnak kesmenin belirli bir günü yoktur. Gerektiği her an (yani uzayınca) kesilmelidir.

Tırnak kesme adabında önce ellerininkini, sonra ayaklarınınkini kesmek, ellere sağ elin işaret parmağından başlayıp, eller avuç içleri birbirine gelecek şekilde birbirine yapıştırıldığında parmakla­rın oluşturduğu daireyi sağa doğru giderek tamamlamak, sonra sağ ayağın küçük parmağından başlayıp sol ayağın küçük parmağında bitirmek müstehap görülmüştür.[1] Gazalinin söylediği budur. Bu ko­nuda başka görüşler de vardır. Tırnak kesme adabında Efdal olan, tırnakların haftada bir kesilmesidir. Onbeş güne kadar bırakılmasında da bir mahzur yoktur. Kırk günü aşması ise, harama yakın (tahrimen) mekruhtur. Ama tırnakları çok uzayıp, sınırı aşmayacaksa, bekleyip cuma günü kesmek (özellikle camiye gidecek erkekler için) müstehaptır. Bu ko­nuda Fetavay-ı Kâdıhanda şöyle denir: “Bir adam tırnak kesmek ya da saç tıraşı olmak için, cuma gününü belirlese; başka günlerde de bunun caiz olduğunu kabul etmekle beraber, cumaya kadar beklemesi tırnak kesmeyi çok geciktirmiş olacaksa, bu mekruh olur. Çünkü tırnakları uzun olanın rızkı kıt olur. Eğer çok geciktirmiş olmayacaksa ve cumayı hadisin tavsiyesine uymak için bekliyorsa bu müstehaptır. Çünkü Aişe Validemizden nakledildiğine göre, Rasulüllah Efendimiz: “Kim cuma günü tırnaklarını keserse, Allah onu öbür cumaya kadar ve üç gün daha fazla belalardan korur”[2]buyurmuşlardır.

[1] Hattabes-Sübkî, el-Menhel 1/189

[2] Kâdıhân (Hindiye kenarında) 111/411; Hindiye VI358 Benzer hadisler için bkz. el-Hindî, Kenzu’l-ummâl VI/656, 659; Tırnak kesmenin uygun zamanı olarak perşembeyi gösteren bir hadis vardır. Ancak bu, Deylemî’den başka hadis kaynaklarında zikredilmemektedir. Bkz. Hindi, Kenz Vl/17256, 17384

Baba Oğul İlişkisi Nasıl Olmalıdır ?

Aile içinde bireylerin birbirleriyle olan ilişkileri çok önemlidir. Toplumun huzuru aile içi dayanışmadan geçmektedir.İslam dinide aile içi ilişkilere çok önem vermiş ve bu ilişkilerde belli ölçüler koymuştur.İslamiyette baba oğul ilişkisi nasıl olmalıdır, belli başlı kuralları nedir ilmihal kitaplarında bizlere anlatılmıştır.

Baba oğul ilişkisi nasıl olmalıdırKur’ân’ın aile hayatına getirdiği en önemli düzenlemelerden birisi de aile fertlerinin birbirlerine hitap şekilleridir. Babanın evlâdına, evlâdın babasına nasıl hitap edeceği, nasıl seslene­ceği, konuşurken nasıl bir üslup kullanacağıdır.

Baba oğul ilişkisi nasıl olmalıdır konusında peygamberlerle oğulları arasındaki ilişkiler örnek olarak verilir. Çünkü Yüce Allah, her konuda örnek olarak in­sanların önüne peygamberleri çıkarır.

Nuh Aleyhisselâmı bilirsiniz. Bin seneden fazla yaşamış. Kur’ân’ın ifadesiyle 950 sene peygamberlik yapmış. İnsanlara hak dini, Allah’ın varlık ve birliğini, ölümden sonra sonsuz bir hayatın geleceğini anlatmış.

Bu süre içinde kendisine sadece seksen kişi iman etmiş. İman etmeyenlerin başında da hanımı ve oğlu geliyor.

Peygamberlerinin sesine kulak vermeyen, onu yalanlayan, onunla alay eden eski kavimlerin başına belâ ve felâketler ge­lir ve çoğu kereler de yok edilirlerdi.

Nuh tufanını hatırlayın. Azap gelip çatmadan önce Cenâb-ı Hak Nuh Aleyhisselâma büyük bir gemi yapmasını ilham eder.

Geminin yapımı bittikten sonra Hz. Nuh, kendisine iman e- denlerden başka her canlıdan birer çift gemiye alır.

Yerden fışkıran sular, gökten inen şiddetli ve sürekli yağan yağmur sonunda her taraf su altında kalır.

İnananlar gemide, direnenler, inanmayanlar ise dışarıda ka­lır.

Gemiye binmeyenlerin arasında Hz. Nuh’un oğlu Kenan da vardır.

Yıllarca hak dine davet ettiği halde, baba yüreği oğlundan vazgeçecek değildir. Son olarak tekrar yalvarır, yakarır, gemi­ye binmesini ister.

“Haydi, yavrum, oğulcuğum, bizimle beraber gemiye bin ve kafirlerden olma.”

Kenan yine, “Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur” diyerek direnir, gemiye binmeye yanaşmaz. Baba ile oğlu a- rasına azgın bir dalga gelir ve Kenan sulara kapılır gider. (Hud Sûresi, 42-43)

Her hareketiyle babasının karşısında yer alan, ona karşı ge­len, dinlemeyen, aleyhinde olanlarla birlikte hareket eden oğ­luna, Hz. Nuh bir baba olarak hiçbir zaman nezaketini bozmu­yor, yalvarır bir üslupla selâmet gemisine davet ediyordu.

Ona karşı sert bir tavır ve tutum takınmıyor, Kur’ân’ın ifade­siyle, “Evlâdım, yavrucuğum, oğulcuğum” anlamında, “Yâ buneyye” diyor.

Peygamberler tarihinde  baba oğul ilişkisi nasıl olmalıdıra ait başka örneklerde vardır. Kur’ân, gerek baba oğul, gerekse anne oğul, baba kız ve anne kız arasında uyulması gereken bu üsluba dikkatimizi çe­kiyor.

Haram Kazanç

haram kazançAilenin geçimini sağlamak aile reisi olan babanın asli görevlerinden biridir.Baba hem eşinin hemde çocuklarının temel ihtiyaçlarını sağlamak zorundadır.Tabi bunu meşru yollarla yapması gerekmektedir.Helâl kazançla yetinmeyip, geçim derdini bahane ederek harama yönelen, hattâ ka­zancının tamamım haram yoldan karşıla­yan kimse, başta kendisi olmak üzere, aynı kazançtan yedirdiği aile fertlerinin sorum­luluk ve günahını da üzerine almış sayılır.

Annenin ve çocukların geçimi babanın üzerinedir. Bu, onun doğal bir görevi olduğu gibi, aynı zamanda dinî bir yükümlülük olarak omuzuna yüklenmiştir.

Bakara Sûresinin 233. âyet-i kerimesinde şöyle buyurulur:

“Annelerin yiyecek ve giyeceği, gücünün yettiği ölçüde çocuğun babasına aittir.”

Müfessir İmam-ı Kurtubî, zayıflığından ve güçsüzlüğünden dolayı çocuğun geçiminin babanın üzerine düşen bir görev olduğuna bu âyeti delil olarak gösterir.[1]

Yani, çocuk kendi geçimini temin edecek yaşa gelinceye kadar ba­banın onun ihtiyaçlarını karşılaması gerekir. Baba olarak bu iş onun zaten yaratılıştan gelen bir vazifesidir.

Bazı âyet ve hadis-i şeriflerde babanın bu vazifeyi yaparken meşru ve helâl dairede kalması emredilir. Yani aile reisi olan baba, başta kendisi olmak üzere hanımının, çocuklarının ve geçimleri üzerine olan -babası ve annesi gibi- kimselerin rızıklarını da helâl yoldan kazandığı para ile karşılamak durumundadır.

Helâl kazançla yetinmeyip geçim derdini bahane ederek harama yönelen, hattâ kazancının tamamını haram yoldan karşılayan kim­se, başta kendisi olmak üzere, aynı kazançtan yedirdiği aile fertleri­nin sorumluluk ve günahını da üzerine almış sayılır.

Çünkü bakmakla yükümlü olduğu fertlerin bu meselede bir so­rumluluğu ve suçu yoktur.

Dolayısıyla, onlar mecbur kaldıkları için haram kazançtan yemek­tedirler. Bu sebepten, günaha girmiş olmazlar.

îbni Âbidin bu hususta şöyle bir kayda yer verir:

“Kocasının, aslen meşru olmayan bir yoldan temin ederek getir­miş olduğu bir yiyeceği yemesinde, bir elbiseyi giymesinde hanım için bir günah yoktur. Günah, kocanın kendisinedir. Yalnız, kocası tarafından kendisine verilen nafaka bizzat gasp edilmiş bir şey ise, kadının ondan yemesi caiz olmaz.”[2]

Haram kazanç konusunda çocukların durumu da bundan farklı değildir. Çünkü hanımın ge­çimi nasıl kocasının üzerine ise, çocukların geçimi de babaya âittir.

Çocuklar da babalarının kendilerine haramdan getirmiş olduğu nafakadan faydalanmak zorunda kaldıkları için, o haram kazançtan doğacak günah babalarına aittir, kendilerine ait değildir.

Ne zaman ki çocukların eli iş tutar, kendi ihtiyaçlarını kendileri te­min edecek seviyeye gelir, helâl yoldan para kazanma durumuna ula­şırlarsa, artık kendi kazançlarını yemeleri gerekir.

 

[1] et-Tefsirü’l-Kurtubî, 1:163.

[2] Reddü’l-Muhtar, 5:247.

Kadına Yönelik Şiddet

Kadına yönelik şiddet

Kadına yönelik şiddet, kadına dayak atmak, kadını dövmek insanlık dışı davranışlar olmakla beraber malesef son zamanlarda gerek görsel basında gerekse çevremizde sık sık karşılaştığımız durumların başında gelmektedir. Peki müslümanlara örnek olarak göderilen Peygamber Efendimiz Kadına yönelik şiddet konusunda bizlere nasıl örnek olmuştur?

Kadına yönelik şiddetle ilgili olarak Hz. Âişe, şöyle buyurmuştur ; Peygamberimizin (a.s.m.) hayatı bo­yunca hiçbir hizmetçiyi dövmediğini, hiçbir hanı­mına tokat atmadığını, hatta hiçbir şeye eliyle vurmadığını söyler. Kadın dövmek bir yana, ko­casının ona küsmesini bile doğru bulmayan Pey­gamberimiz, “İnsan hanımının bir huyunu beğen­mezse, bir başka huyundan memnun olur” derdi.

Hz. Ali’nin Duaları

hz alinin duaları
Hz. Ali’nin Duaları 1-)

Allah’ım! Belâ ve musibetlerden, şanssızlıktan, düşmanların se­vinmesinden, hapsedilmekten, bağlanmaktan, sopa ve kamçılar­la dövülmekten sana sığınırım.

Allah’ım! Benim günahlarım sana zarar vermez, senin bana mer­hamet eylemen de senden bir şey eksiltmez.

Allah’ım! Senden bu ayda; iyilik, fetih, yardım, bereket, bol rızk, aydınlık, temizlik ve hidayet dilerim. Bu ayın şerrinden, bu ayda cereyan edecek olayların şerrinden ve bu aydan sonra cereyan ede­cek olayların şerrinden sana sığınırım.

Hz. Ali’nin Duaları 2-) Fakirlik duası

Allah’ım!

Bana helâl rızık nasip ederek haramlardan koru.

Lütfunla beni senden başkasına muhtaç etme.

Hz. Ali’nin Duaları 3-) Kolaylık Duâsı

Ferd, Hayy, Kayyum, Adi ve Kudüs isimlerinin sahibi olan Al­lah, her zorluktan sonra bir kolaylık yaratır. (İhya, 1,919)

Allah’ım! Beni izzetinle ansızın yakalamandan yahut gaflette bırakmandan veya gafillerden kılmandan sana sığınırım.

Allah’ım! Benim amelimi sâlih kıl, kendin için onu hâlis kıl ve başkası için onda hisse koyma.

Allah’ım! Beni iyiler arasında öldür, beni kötülerden kılma, beni ateş azabından koru. Beni, iyiler arasına kat.

Allah’ım! Bana sağlık ver ve beni bağışla.

Allah’ım! Bana kendi yolunda şehit düşmeyi ve Peygamberinin şehrinde vefat etmeyi nasip eyle.

Apoletli Ferace Modelleri

Apoletli ferace modelleri

2014 yaz sezonunun en gözde feracelerinden biride apoletli ferace modelleridir. Hem şık hem zarif görüntüsüyle apoletli ferace modelleri tesettürlü bayanlar tarafından çok beğenilerek tercih edilen ferace modelleri arasına girmiştir.

Apoletli ferace modelleri kaliteli medine ipeği kumaştan imal edildikleri için yakmaz terletmez ve buruşmaz özelliktedirler.

Apoletli ferace modellerinin en önemli özelliği omuz kısmına takılan apolet aksesuarıdır. Bu apolet aksesuarını isterseniz çıkartıp isterseniz takıp iki şekildede feracenizi kullanabilirsiniz.

Bunun dışında apoletli ferace modelleri fermuarlı olarak tasarlanımış olup modelin kesimi hafif çan kesim olarak dizayn edilmiştir.Ayrıca Apoletli ferace modelleri sadece siyah renkle sınırlı olarak değil bir çok renk seçeneğiyle tesettürlü bayanların beğenisine sunulmuştur.