Monthly Archives: Aralık 2013

Evlenirken Eş Adayında Aranıcak Özellikler Nelerdir?

eşlerde aranılacak özellikler

Eş adaylarında aranacak şartlar şunlardır, kadın için:

  • -Öncelikle dindar olmak
  • - Doğurgan olmak (kısır olmamak)
  • - Beden ve ahlaken güzel olmak
  • - Asil ve şerefli olmak gibi özellikler aranır.

(Gazali bir de yakın akrabadan olmaması tavsiyesinde bulunur)

Bunların sadece kadınlara özel olmayanları erkek için de bir özel sayılmalıdır.

Rasulüllah Efendimiz: “Kızım bir fasıka nikâhlayanı, onunla gözetmesi gereken akrabalık ilişkisini kesmiş demektir.” buyurur.

Bir adam Hasan Basrî’ye: “Kızımı çok kişi istiyor, kime vere­yim?” diye sorduğunda o : “Allah’tan korkana ver. Severse ne ala, sev­mezse Allah’tan korktuğu için ona zulmetmez” demiştir.

Yine Ra­sulullah Efendimiz (sav): “Kadın dört şey için nikâhlanır: Malı için, soyu-sopu için, güzelliği için ve dini için… Sen dini bütün olanını seç (ki, sıkıntı çekmeyesin)”’ buyurmuştur ki, bu konunun özeti bu hadîs-i şerifin ibarettir.

Günahı olmayan gıybetler nelerdir ?

gıybet etmek

Gıybetin ne kadar kötü, çirkin, günah ol­duğunu Yüce Peygamberimiz (sav) şu hadisi ile beyan etmektedir:

“Miraca gittiğimde bir kavme uğradım. Ba­kırdan tırnakları vardı. Tırnaklarıyla yüzlerini, göğüs­lerini parçalıyorlardı. “Bunlar kimdir ey Cebrail?” di­ye sordum. Cebrail: “Bunlar o kimseler ki insanların etlerini yiyorlardı (gıybet ediyorlardı). İnsanların ırz ve namuslarına dil uzatıyorlardı” dedi.”

Ancak haram olmayan mübah gıybetler de vardır. Bazı gıybetler var ki bu kötülük söylenme­dikçe hak yerine gelmeyecek:

  1.  Mazlum, hakkını alabilmek, kendisine Yapılan zulmü, yetkili makamlara anlatması,
  2.  Bir kötülüğün yok edilmesi için yardım istemek,
  3.  Müftüden fetva istemesi için,
  4.  Kötü insanları başkasına kötülük yapma­sını önlemek için mesela:

a- Şahitlerin doğru söyleyip söylemediğini araştırmak,

b- Bir kimse ile akrabalık kurmak, ortaklık yapmak, ticaret yapmak için araştırmak, iyi, kötü tarafını öğrenmek, fisk u fücuru başkasına bulaş­tıran fasıkı konuşmak.

  1.  Alenî fısk u fücuru olan, gençlere, kom­şulara sirayeti olacak fasıkları konuşmak.
  2.  Sadece tanıtmak gayesiyle söylemek.

En Münasip Evlenme Yaşı Kaçtır?

evlenme yaşı

Gerekli evlilik yaşı konusunda belirlenen bir sınır yoktur.  Ancak evlilik hayatında problem olabilecek derecedeki yaş farklı­lıklarına kefaet (denklik) açısından bu konuda dikkat edilmelidir. İslam’da evlenmenin faydaları olarak,

  • huzur bulmak
  • insan neslini sürdürmek
  • kendini haramdan korumak

gösterildiğine göre, bunlardan birinin gerektiği, ya da ihtiyaç duyulduğu yaş, evlilik için tavsiye edilecek yaştır.

Erginlikle Allah’ın insanda bir takım fizyo­lojik, psikolojik değişiklikler husule getirmesi, artık bu işe başlanılabileceğinin işareti olmalıdır.

Yukarıda zikredilen üç fayda, ya da  sebebe, içinde yaşanılan toplumun karakterinin (İslam toplumu, cahiliyet toplumu gibi) ve çevre şarlarının da etki edeceğini düşüne­rek, bu yaşı herkesin kendisinin tespit etmesi gerekir. Ergin olduktan sonra, olabildiğince erken evlenme, dînen de tıbben de tavsiye edil­miştir.

Evlenmede hedeflenen gayeler çocuk yaşta elde edilemeye­ceğine göre de çocukların evlendirilmemesinin dinen daha uygun olacağı anlaşılır. Bu sebeple de İslam’a göre düzenlenmiş son aile hu­kukumuz olan 1917 tarihli Aile Hukuku Kararnamesi evlilik yaşını 18 olarak belirlemiştir.

Gıybet Nedir ?

gıybet

Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin (gıybet etmesin). Biriniz ölmüş kardeşinin etini ye­mekten hoşlanır mı? O halde Allah’tan korkun. Şüp­hesiz Allah, tevbeyi kabul edendir. Çok acıyandır.”

Yüce Allah, yine bu ayette gıybeti yasak et­miştir.

Bu ayette gıybeti sadece yasak etmekle kalmıyor, son derece iğrençleş yani ölmüş bir insanın etini yemek gibi kötü olduğunu bildiriyor.

Bu leş, insan leşi olursa daha çok tiksinti duyulur. Hele bu insan eti, ölmüş bir insanın, öl­müş öz kardeşinin eti olursa tiksinti zirveye ulaşır, en canavar, kötü insan bile buna tahammül et­mez. Bu tiksintiye kimse dayanamaz. Bunu dü­şünmek, tasavvur etmek bile bize iğrenç gelir.

Şunu da üzülerek itiraf edelim ki, en çok gıybet yapan da biz Müslümanlarız. Kahvede, evde, dükkanda iki müslüman bir araya geldiği­miz zaman başkalarının yaptıkları kötü şeyleri anlatmaktan büyük zevk alırız.

Halbuki Müslümanlar bir araya geldikleri zaman, dünyalarına ve ahiretlerine faydalı olan şeyleri konuşmaları lazımdır. Müslümanın her gün dinî ve dünyevî kültürünü artırması gerekir.

Müslüman, her saatinin her dakikasının kıy­metli olduğunu bilmeli ve değerlendirmelidir. Boş yere vakit kaybetmemelidir.

Üzülerek söyleyelim ki gıybetin ne olduğunu bilmemekteyiz. İki müslüman bir araya gelince şöyle konuşurlar.

Gıybet olmasın da falanca şahıs şu kötü­lüğü yapmış. Söylediği düpedüz gıybet olduğu halde gıybet olmadığını söyler.

Halbuki gıybet olduğunu Allah Rasulü açık­ça ifade etmiştir.

Bir gün Allah Rasulü, ashaba sordu:

“Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?” Onlar:

“Allah ve Rasulü bilir” dediler. Allah Rasulü (sav) şöyle buyurdu:

“Müslüman kardeşinin kendisi hakkında kötü gördüğü birşeyi zikretmenizdir.”

Denildi ki:

“Ya o kötü şey kardeşimizde mevcut ise yi­ne gıybet mi?” Allah Rasulü (sav) buyurdular:

“O kötülük onda var ise işte o gıybettir. Eğer onda olmayan bir kötülükle onu anarsanız, o zaman kardeşinize iftirada bulunursunuz.”

Çocuklarda Dil Gelişimi (Son Bölüm)

cocukta-konusma-gelisimiHz. Peygamberin (sav) fıtrat ile ilgili hadisinin, Müsned’deki varyantında da konuyla ilgili ifadelere rastlanır. “Doğan her çocuk fıtrat üzere yaratılmıştır. Konuşmaya başlayıncaya kadar bu hal üzere devam eder. Bundan sonra ebeveyni onu Yahûdi veya Hıristiyanlaştırır” denilir ve doğuştan getirilen fıtrat hâlinin konuşma devresine kadar devam ettiğine dikkat çekilir.

Çevrenin çocuk üzerindeki etkisi ve çocuğun taklide ga­yet elverişli olduğu,bugün artık bilinen bir gerçektir. Hz. Peygamber’in de çocuktaki bu özellikleri göz önünde tuttuğu görülmektedir. O, konuşma çağma gelmiş çocuklara özel bir ilgi gösterirdi. İbn Şuayb (ra) şöyle rivayet etmektedir: “Abdulmuttalib oğullarından bir çocuk konuşmaya başlayınca, Hz. Peygamber ona, ‘De ki, hiçbir evlat edinmeyen ve mülkünde hiçbir ortağı olmayan Allah’a hamdolsun.’mealindeki ayeti, yedi defa okutarak öğretirdi.” Yine Hz. Peygamber’in, “Çocuklarınıza ilk öğreteceğiniz kelime ‘Lâilâhe illallah’olsun.’” buyurarak, çocuk konuşmaya başladığı andan itibaren ona İslam’ın özü olan Kelime-i Tevhîd’in öğretilmesini tavsiye ettiği görülmektedir.

Çocuklar, çevreleri ile olan iletişimleri sayesinde bir “din dili” geliştirirler. Dinî kelimeler sık sık söylendiğinde, çocuklar bu kavramları çabucak alırlar, gerçek anlamlarını bilmeden de onları kullanırlar. Çocukların bu özelliğini gören yetişkinler de onlara yeni bilgiler verirler. Çocuğun sınırlı zihin ve dil kapasitesi düşünülmeden verilen bilgiler, yapılan açıklamalar, zihinde bir kavram kargaşası meydana getirebilir.

Bununla beraber, erken yaşlarda soru-cevap şeklinde uy­gulanan dinî telkinlerin, çocukların dinî kavram dağarcığını zenginleştirdiğini de unutmamalıyız.

Anadolu’da, günümüzde de hâlen devam etmekte olan soru-cevaplı eğitimin faydalı olduğunu pek çok yetişkin de ifade etmektedir.Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, çocukluk yıllarındaki bu tarz eğitimi bir öğrenci şöyle anlatıyor:

“Dedem bizleri (kardeşlerimi ve diğer torunlarını) yanına alır;

- Allah kaç, diye sorardı. Biz hep bir ağızdan:

- Bir! diye cevap verirdik. Dedem devamla;

- Kimin kulusun, diye sorardı. Biz:

- Allah’ın, derdik.

- Kimin ümmetisin?

- Peygamberin!

- Kimin milletindensin?

- İbrahim Peygamberin!

- Allah nerede?

- Ne yerde, ne gökte, andığın her yerdedir.

- Senin ananı, babanı kim yarattı?

-Allah!..

Öğrenimimiz hep böyle toplu olurdu. Şimdi de henüz 3,5 yaşında olan kardeşime böyle öğretiyoruz.”

 

Dinî bilgilerin soru-cevap şeklinde ezberletilmesi, çocuğun bu alandaki kabiliyetini geliştirir, ona bir dinî kelime hazinesi sağlar. Tıpkı ezberletilen çarpım tablosunun sayı hâzi­nesi sağladığı gibi… Ancak burada dikkat edilecek nokta, bu bilgilerin kuru bir ezber ve taklit seviyesinde kalmamasıdır. Nasıl ki çocuk, önce sayıları ezberler, sonra somut nesnelerin yardımıyla bunları kavram olarak zihninde teşekkül ettirirse, dinî kavramları da önce ezberleyip sonra bunları zihninde somut nesneler yardımıyla teşekkül ettirmeye çalışacaktır.İşte bu noktada çocukla ilgilenerek, bilgilerini, kuru ezberden öte, içini -kendince de olsa- doldurabileceği kavramlardan oluşturmasına yardım edilmelidir. O zaman ne yapılmalıdır? Din eğitiminde, çocuğa kavramları ezberletmeye çalışmak­tan ziyade, bu kavramları, duyu organlarına açık ve etkili bir şekilde sunabilmenin yollarını aramalıyız. Bir başka ifadeyle, çocuğa hem dil gelişimini sağlamak, hem de dinî anlamda telkinde bulunmak amacıyla birşeyler ezberletirken, onun duygularına da hitap edebilmeliyiz. Bu konuda en çok fayda­landığımız vasıtalar, çocuk şiirleri, İlâhiler ve kısa dualardır. Bazı örnekler verelim:

 dil-gelisimi

 Varsın birsin Allah’ım

Sensin benim penâhım

Birliğine şüphem yok

Buna delil, bürhan çok

***

Gök kubbeyi yarattın

Yıldızlarla donattın

Yeryüzünde her kudret

Senden alır güç kuvvet.

 ***

Ey Allah’ım, beni Senden ayırma

Beni, Senin cemâlinden ayırma

Seni sevmek benim dinim imanım

İlâhî, din ü imandan ayırma.

 ***

Yemeğimi yemeden

El açtım Rabbim sana

Akıl, sağlık, doğruluk,

İyi huylar ver bana

Yemezsem büyüyemem

Okuluma gidemem.

 ***

Çabuk çabuk yiyelim

Okulumuza gidelim

Bizi koruyan Allah’a

Hep dualar edelim.

***

Yediğimiz can olsun

İçtiğimiz kan olsun

Hepimize afiyet olsun

Amin!..

 

Çocuklarda Dil Gelişimi (2.Bölüm)

cocuklarda konuşamamaAile çevresinde çocuğun konuşmasının desteklenmesi, aile­nin sosyo-ekonomik durumunun iyi, kültür seviyesinin yüksek olması çocuğun dil gelişimini hızlandırmakta; bunun aksi durumlar ise gelişimi yavaşlatmaktadır. Ayrıca anne sevgisi ve bakımının da dil gelişimine önemli katkısı vardır. Yetiştirme yurtlarındaki çocukların dil gelişiminin, anne babası tarafından büyütülmüş çocukların dil gelişiminden daha aşağı olduğu tespit edilmiştir.

Kelime hâzinesinin sınırı, dilin doğru kullanılışı ve ifade yeteneği, çocuk büyüdükçe değişir ve gelişir. Çocuk, kelime hâzinesini yalnız yeni kelimelerle değil, eski kelimelerin yeni anlamlarım öğrenmekle de genişletir. Portakal sözcüğü başlagıçta meyve olarak bilinmekteyken, sonradan renk olarak kullanılabilir. 20 aylık bir çocuk bütün içilecek şeylere “su” derken, daha sonra su kavramını öğrenir. Suyun donup buz olduğunu, kaynayıp buharlaştığını, canlılar için gerekli oldu­ğunu anlar.

Dilin konumuz açısından önemine gelince: Bilindiği üzere dil, zihnî bir iletişimdir. Bir kişiden diğerine aktarılacak konu­ları ihtiva eder. Ailenin dili çocuk için konuşulan dil olmak­ta ve buradaki manevi hayat dile yansımaktadır. Yine ailede kullanılan dil, o ailenin dünya görüşünü de yansıtır. Manevi hayatın ağırlık noktası dil üzerinde toplanır ve çocuk bu manevi atmosfer içinde gelişip olgunlaşır.

Konuyla ilgili bir ayette, “Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmeyen kimseler olarak çıkarmıştır.”  buyurula­rak, her çeşit kültürel kazancın, konuşma devresinden itibaren kazanıldığına işaret edilmiştir. Eğitim açısından da, çocuk için en önemli devre, onun konuşmaya başladığı devredir. Çünküçocuk artık söylenenleri anlıyor, düşüncelerini anlatabiliyor, kısacası muhatap olabiliyor demektir. Bu durum ise -kültür ve eğitim konusu kılması yönüyle- çocuğu, diğer canlılardan ayıran bir özelliktir.

Çocuklarda Dil Gelişimi (1.Bölüm)

çocuklarda-dil-gelişimi

“Çok merhametli Allah, Kuranı öğretti. İnsanı yarattı; ona, konuşup düşüncelerini açıklamayı öğretti.”

(Rahmân Sûresi, 55/1-4)

Çocuktaki zihnî gelişimin bölümlerinden biri olan dil ge­lişimi, çocuk tarafından ilk kelimelerin telaffuz edilmesiyle başlar. Bazı araştırmacıların tespitine göre ilk kelimeler 8.-10. aylarda duyulmaktadır.Fakat anlaşılabilecek ilk kelime belki de ancak 10. aydan sonradır.

Genellikle çocuklar birinci yaşın sonunda konuşmaya baş­lar.Hem erken, hem de düzgün konuşma yönüyle kızlar erkeklerden başarılıdır.

Eski terbiye kitaplarından birinde, çocuğun dil gelişimi üç safhaya ayrılmıştır.

1. Teşebbüs ve temrin (alıştırma) devresi.

2. Kelime ve cümle devresi.

3. Cümle devresi.

Bu eserde, yukarıdaki safhaların hangi yaşlarda olduğu­na dair bilgiye rastlayamadık. Ancak Piaget’nin bu konudaki görüşleriyle konuyu bütünleştirebiliriz. Üç yaşından önce çocuk, bizzat kendi kendine konuşmayı sever. Piaget buna “monolog dönemi” (kendi kendine konuşma) adını verir. Bu ilk aşamadan sonra çocukta, bildiğimiz “kollektif monolog” gözlenebilir. Çocuk belirli bir kişiye bakmadan, “Bak!” veya “Dikkat!” diyerek konuşur. 5-6 yaşlarından itibaren ise, yavaş yavaş sosyalleşmiş dile geçiş vardır.

Bir başka psikolog ise, çocuktaki dil gelişimini iki döneme ayırarak incelemektedir.

1. Pasif dönem (1.-2. yaş arasındaki dönem).

2. Aktif dönem (2.-3. yaş arasındaki dönem).

Buna göre; pasif dönem denilen devrede, çocuk konuşu­lanları sadece dinler, anlamaya çalışır ve ancak anladıktan sonra konuşma çabaları gösterir. Bu devrede dikkat edilmesi gereken şey, çocuğa sevgiyle yaklaşarak, doğru ve yeterli bir şekilde konuşmaktır. Aktif dönemin başlamasıyla, çocuk eşyaya ad verme iktidarını kazanarak tek kelimelik cümlelerden, çok kelimeli cümlelere geçmeye muvaffak olacaktır. Konuşması giderek önem kazanacak ve çocuk bu dönemde uydurma keli­melerden de vazgeçecektir. Dilin iyi konuşulduğu bir çevrede, üç yaşındaki bir çocuğun ortalama olarak 1000 kadar kelimeyi anlamlı olarak kullandığı tespit edilmiştir.

“Dil gelişimi açısından 3. ve 4. yaşlar özellikle önemli yıllar­dır; çünkü sözcükleri doğru olarak seslendirememe, kekemelik gibi konuşma bozuklukları bu yaşlarda başlar. Bu dönemde çocuğa yaşının düzeyinde iyi modeller vermek çok önemlidir.”

konuşma çocuklarda

Çarşaf, Peçe ve Sufle Modelleri

Tesettür giyimde bayanların dış giyim olarak tercih ettikleri bir diğer  giysi çeşidi de Çarşaftır.Cilbab  olarak ta bilinen çarşaf kişinin tercihine göre bütün ve 2 parça olarak iki çeşide ayrılmaktadır. Bütün çarşaf modelleri alt etek kısmıyla üst kısmı arkadan dikilerek bütünleştirilmiştir.Tek parça olan bu çarşaf modelleri yüz kısmından iğneli , peçeli  model ler ve sultanbaş dediğimiz modeller olarak sınıflandırılır.Kişi kendi kullanış rahatlığına göre bu çarşaf modellerinden birini seçebilir.Diğer tercih sebeplerinden biride çarşafın imal edildiği kumaş türüdür.

Çarşaflar krep ve medine ipeği kumaştan imal edilmektedir.Krep biraz daha tok bir kumaşken , medine ipeği kumaş daha ince ve dökümlü bir kumaştır.

çarşaf bütün

   Diğer model çarşafımızda 2 parça olan modeldir. Alt eteği beli lastiklidir.Üst kısmı pelerin şeklinde ayrı bir parçadır.Yüz kısmı peçeli ve sultanbaş şeklindedir.Yine tek parça çarşaftaki ki gibi  iki parça çarşaf modelleri de  krep ve medine ipeği kumaşlardan imal edilmektedir.Yakmaz, terletmez ve çabuk buruşmaz olan bu kumaşlardan imal çarşafların kullanımıda rahattır.Kaliteli kumaştan imal olan çarşaflarımız  renk atmaz ve güneşte siyah renkleri ağarmaz özelliktedir.

çarşaf iki parça

Zamanla kullanıcı bayanların taleplerinden yola çıkarak renkli ve desenli çarşaflarda üretilmeye başlanmıştır.Lacivert renk çarşaf, siyahtan sonra  en çok kullanılan renk, üstündeki simetrik ama gözü yormayan desende en çok beğenilen  çarşaf desenlerinden biridir.

çarşaf lacivert

Bunun dışında kendinden kırçıllı desenli, hafif parlak kumaştan imal siyah renk çarşaf modeli de  şık ve zarif  duruşuyla beğeni toplamaktadır.

çarşaf siyah 1 çarşaf desenli 2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayrıca  Sufle dediğimiz bir modeli de çarşaf modellerinin arasına ekleyebiliriz.Sadece  üst pelerin olarak tasarlanmış olan sufle peçeli ve sultanbaş modeldir.Genellikle sufleyi bayanlar feracelerin ve pardesülerin üstüne kullanmayı tercih etmektedirler. Sufle sadece medine ipeğinden imal edilmektedir.

sufle sufle 2

 

Çarşaflara  tamamlayıcı aksesuar olarak peçeler  gösterilebilinir.Yüz kısmını örtmek isteyen bayanlar peçe kullanabilirler.Peçelerde kullanım tercihine göre tek parça peçe, iki parça peçe ve üç parça peçe olarak sınıflandırılmışlardır.Çarşaflar gibi peçelerde krep kumaştan imal edilmiştir.Kolay kullanımlı ve terletmez özelliktedir.

peçe peçe 2

 

Tesettürlü bayanların her ihtiyacını bulabileceği ihvangiyim çarşaf ve peçe modellerinde de birçok çeşidiyle siz bayanların yanında.Çarşaf ve Peçe de yeni modellerimizi görmek için ihvangiyim.com sitesini ziyaret etmeniz yeterlidir.